<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Havsa 1 Nolu Asm</title>
	<atom:link href="https://www.havsa1noluasm.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.havsa1noluasm.com/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2017 11:34:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.1</generator>

<image>
	<url>https://www.havsa1noluasm.com/wp-content/uploads/2017/10/cropped-asm-32x32.png</url>
	<title>Havsa 1 Nolu Asm</title>
	<link>https://www.havsa1noluasm.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alerji nedir?</title>
		<link>https://www.havsa1noluasm.com/alerji-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gurcan.GUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 11:20:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.havsa1noluasm.com/?p=40</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir. Bu karmaşık cümle ne anlama gelir? Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak… <a class="continue-reading-link" href="https://www.havsa1noluasm.com/alerji-nedir/">Devamını Oku</a></p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/alerji-nedir/">Alerji nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="style4">Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir. Bu karmaşık cümle ne anlama gelir?</p>
<p class="style4">Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır. Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir. Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır.</p>
<p class="style4">
<p class="style4">Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır.</p>
<p class="style4">Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın, daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir. Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.</p>
<h3 class="style5">ALLERJİK HASTALIKLAR NASIL OLUŞUR ?</h3>
<p class="style4">Vücudumuzu hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemi bazı kişilerde, normalde zararlı olmayan maddelere karşı da reaksiyon gösterebilir.</p>
<p class="style4">Atopik yani &#8220;allerjik bünyeye sahip&#8221; kişilerde, allerjenlerle bağışıklık sisteminin tekrarlayan karşılaşmaları sonucunda, allerjenlere karşı IgE tipinde antikorlar oluşur.</p>
<p class="style4">Bu sürece &#8220;duyarlılaşma&#8221; denir. Duyarlılaşma süreci tamamlandıktan sonra, allerjenle her temas sonrasında, kısa süre içinde kişide allerjik hastalık bulguları ortaya çıkar.</p>
<p class="style4">Bu olaylar mast hücresi ve bazofiller adı verilen ve üzerinde allerjene özel IgE antikoru taşıyan bir grup hücrenin salgıladığı mediatörler aracılığı ile gelişmektedir.</p>
<p class="style4">Bu mediatörlerin (başta histamin olmak üzere bir grup biokimyasal madde) etkisi ile hedef organlara ait (gözler, burun, solunum yolları gibi) allerji bulguları ortaya çıkar.</p>
<h3 class="style5">ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ?</h3>
<p class="style4"><strong>Deride Ürtiker :</strong> Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen” veya “dabaz” olarak ta adlandırılır.</p>
<p class="style4"><strong>Anjioödem:</strong> Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur.</p>
<p class="style4"><strong>Göz ve üst solunum yollarında:</strong> Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı, Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı, Burunda kaşıntı ve hapşırma.</p>
<p class="style4"><strong>Alt solunum yollarında:</strong> Solunum zorluğu, Hışırtılı solunum (vizing), Öksürük.</p>
<p class="style4"><strong>Kalp ve damar sisteminde:</strong> Çarpıntı (nabız sayısında artma), Tansiyon düşüklüğü.</p>
<p class="style4"><strong>Mide-barsak sisteminde:</strong> Bulantı – kusma, Karın ağrısı ya da karın krampları.Sinir sisteminde Şuur bulanıklığı, Bayılma</p>
<p class="style4"><strong>Anafilaksi (allerjik şok):</strong> Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların en ağır şeklidir.</p>
<h3 class="style5">ALLERJİK HASTALIKLAR NELERDİR ?</h3>
<p class="style4">Allerjiyi başlatan mekanizmalar genellikle aynı olmakla birlikte, etkilenen organa göre değişen klinik bulgular ortaya çıkar. Allerjik hastalıklar ortaya çıkan bulgulara ve etkilenen doku ve organ sistemine göre adlandırılır.</p>
<p class="style5">Sık görülen allerjik hastalıklar şunlardır:</p>
<ul>
<li class="style4">Allerjik rinit</li>
<li class="style4">Allerjik konjunktivit</li>
<li class="style4">Astım (bronşiyal astma)</li>
<li class="style4">Gıda allerjisi</li>
<li class="style4">İlaç allerjisi</li>
<li class="style4">Arı allerjisi</li>
<li class="style4">Atopik dermatit</li>
<li class="style4">Ürtiker ve anjioödem</li>
<li class="style4">Lateks allerjisi</li>
</ul>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/alerji-nedir/">Alerji nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon</title>
		<link>https://www.havsa1noluasm.com/hipertansiyon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gurcan.GUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 10:21:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.havsa1noluasm.com/?p=42</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, YÜKSEK TANSİYON&#8217;dur. Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı) Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin… <a class="continue-reading-link" href="https://www.havsa1noluasm.com/hipertansiyon/">Devamını Oku</a></p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/hipertansiyon/">Hipertansiyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="style4">Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, YÜKSEK TANSİYON&#8217;dur. Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır</p>
<p class="style4">Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı)</p>
<p class="style4">Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı)</p>
<p class="style4">
<p class="style4">Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur.</p>
<p class="style4">Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması <span class="style6">HİPERTANSİYON</span>&#8216;dur.</p>
<p class="style4">Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir.</p>
<p class="style4">Bu konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondaki yüksekliği önemsememektedir; bu çok yanlıştır.</p>
<h3 class="style5">HİPERTANSİYONUN ÖNEMİ</h3>
<p class="style4">Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması, hipertansiyonun önemini artırmaktadır.</p>
<p class="style4">Hipertansiyon, değişik böbrek, kalp, damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına yol açabilir.</p>
<p class="style4">Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kan basıncı yüksekliğine daha sık rastlanır.</p>
<p class="style4">Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde, hipertansif hasta sayısı, yaklaşık 50 milyondur.</p>
<p class="style4">Türkiye&#8217;de, 1993 yılında yapılan bir çalışmada, 4023 adet kan basıncı ölçümü yapılmıştır. Bu çalışmada, diastolik kan basıncı, hastaların % 36&#8217;sında 85 mm Hg ve sistolik kan basıncı hastaların % 20&#8217;sinde 145 mm Hg&#8217;dan daha yüksek bulunmuştur. 70 yaşın üzerinde, hipertansiyon sıklığı % 30&#8217;lara çıkabilir.</p>
<p class="style4">Özet olarak; toplumdaki 5-6 erişkinden birinde, kan basıncı yüksekliği vardır.</p>
<p class="style5">Unutulmamalıdır ki, tansiyon yüksekliği için alınan önlemler yaşam boyu devam edecektir.</p>
<p class="style4">Vücudumuzdaki organları oluşturan dokular kalp ve damar sistemi yolu ile düzenli bir şekilde oksijen ve besin maddeleri alarak görevlerini yerine getirir. Bu işlemin sürekliliği için kalp düzenli bir ritmde çalışır. Kendisine kulakçıklardan gelen kanı karıncıklar yolu ile büyük ve küçük dolaşıma pompalar. Bu pompalama boyun ve el bilek damarlarında nabız atması şeklinde hissedilir ve elimize vurur. Sol karıncıktan atılan temiz kan yüksek basınçla bütün vücuda dağılır, işte bizim “tansiyon” diye ölçtüğümüz damar içindeki bu kanın basıncıdır.</p>
<p class="style4">Büyük dolaşım sistemi ile dokuların gereksinimini karşılamak için dağıtılan bu kan kullandıktan sonra tekrar temizlenmek üzere, küçük dolaşım yardımı ile akciğerden geçirilir. Kan basıncı ölçümünde iki sayı vardır.</p>
<p class="style4">Yüksek olan sayı “sistolik” basınç ya da büyük tansiyon adı ile anılır. Bu basınç kalbin içindeki kanın damarlara pompalandığı anda oluşur. Bu pompalama nabız sayısı gibi dakikada 70-100 civarındadır.İki pompalama arasında kalp adalesi içine kanı doldurmak için gevşer ve bu sırada damardaki basınç düşer, buna “diyastolik basınç” ya da küçük tansiyon denir.</p>
<p class="style4">Kan basıncını ölçmek için içine hava pompalanan bir lastik kolluk dirseğin üst tarafından kola sarılır. Bu kolluk hava pompalanınca, temiz kan damarlarını (arter) o kadar sıkıştırır ki içindeki kan akımı durur, ayrıca bilekteki nabız kaybolur. Sonra lastik kolluk içindeki hava yavaş yavaş bırakılır.</p>
<p class="style4">Kolluk içindeki hava basıncı kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınca inip eşitlenince, kanın çarpması ile bu damarda bir ses meydana gelir. Her kalp atımında oluşan bu ses sistolik kan basınç değerini verir.</p>
<p class="style4">Tansiyon ölçülen kolun bilek damarını kontrol edersek kulaklıkla dinlenen bu sesin oluştuğu basınç seviyesinde, nabız atımının başladığını hissederiz. Kolluk içindeki hava boşaltılmaya devam edilince, basınç azalarak, kulaklıkla duyulan sesin bir noktada artık duyulmadığı görülür.</p>
<p class="style4">Burada basınç damardan kanın serbestçe akabildiği seviyededir. Buna diastolik basınç denir. Diastolik basınç bilek damarlarından bulunmaz. Tansiyon seviyeleri, ortasında ibresi bulunan göstergelerle, civa sütununun yüksekliği ile ya da elektronik aletlerin sayısal göstergeleri ile okunur.</p>
<p class="style4">Okunan değerler milimetre civa sütunu olarak açıklanmakla birlikte, 13-15 gibi sayılarla da ifade edilir (Örneğin 170 mmHg yerine 17 denebilir).</p>
<p class="style5">Bunları hiçbir zaman unutmamak gerekir:</p>
<p class="style4">Tansiyon seviyeleri duvara çakılan bir çivi gibi sabit değildir. Günün saatlerine ve kişilerin durumuna göre, devamlı olarak az-çok değişiklikler gösterir. İş dönüşü en yüksek, gece sabaha karşı en düşük seviyede bulunur.</p>
<p class="style4">Polikliniklerde heyecan ve sıkıntı dolayısı ile ölçülen yüksek seviyeler, aynı kişinin evinde ölçülse daha düşük bulunabilir. Bu yüzden birkaç saat içinde görülen önemli derecedeki tansiyon farklarını hemen ölçenin dikkatsizliğine ya da cihazın bozukluğuna bağlamak yanlıştır.</p>
<p class="style4">Normal tansiyon seviyeleri yaş ilerledikçe artar. Yaşlı insanlarda kan basıncı yükselme eğilimi gösterir. Buna karşılık kan basıncı ne kadar yüksekse ömür o kadar kısadır. Sağlığı bozan kan basıncı sınırı belirlenmiştir. Bu sınır normal tansiyonla yüksek tansiyonu birbirinden ayırır. Sistolik basınç 140, diastolik basınç 90’ın altında ise normal kan basıncından bahsedilir.</p>
<p class="style4">• Eğer bir haftada üç defa ölçülen tansiyonun en az ikisi 160/95’in üzerinde bulunursa tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) teşhisi konulabilir. Bu ölçümlerde sık sık sistolik 130-139 arası ve diastolik de 85-89 arası bulunuyorsa buna “sınır tansiyon yüksekliği” denir. Bu kişilerin tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekir. 5 milimetre cıva (mmHg) lık yükselmeler bile hayatın akışına ve ömrün uzunluğuna etkisi olduğu için ihmal edilmemelidir.</p>
<p class="style4">• Tansiyon yüksekliği ile sinirlilik birbirine paralel olmadığı gibi pek çok sakin ve rahat görünüşlü insanda yüksek tansiyona rastlanabilir. Tansiyon yüksekliğinin yaşlılara has bir hastalık olduğunu düşünmek yanlıştır. 3-5 yaşındaki çocuklarda bile bazı nedenler tansiyon yüksekliği yapar. Tansiyonun kendisi genellikle bir şikayet oluşturmadığı için hastalık tanısı olamaz. Bununla birlikte, bir süre sonra çeşitli organlarımızda meydana getirdiği bozukluklar ciddi hastalıklara neden olur.</p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/hipertansiyon/">Hipertansiyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit</title>
		<link>https://www.havsa1noluasm.com/sinuzit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gurcan.GUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 09:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.havsa1noluasm.com/?p=44</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun… <a class="continue-reading-link" href="https://www.havsa1noluasm.com/sinuzit/">Devamını Oku</a></p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/sinuzit/">Sinüzit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="style6">Yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.</p>
<h3 class="style7">SİNÜSLER NE İŞE YARAR?</h3>
<p class="style6">Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar.</p>
<p class="style6">
<p class="style6">Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.</p>
<h3 class="style7">BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR?</h3>
<p class="style6">Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır.</p>
<p class="style6">Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.</p>
<h3 class="style7">SİNÜS NEDİR?</h3>
<p class="style6">“-it” eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur.</p>
<p class="style6">Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir.</p>
<p class="style6">Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir.</p>
<p>Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder.</p>
<p class="style6">Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.</p>
<h3 class="style7">SİNÜZİT TEHLİKELİ MİDİR?</h3>
<p class="style6">Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır.</p>
<p class="style6">Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir.</p>
<p class="style6">Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir.</p>
<p class="style6">Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya çıkmasına neden olur.</p>
<h3 class="style7">SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?</h3>
<p class="style6">Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur.</p>
<p class="style6">Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna “Vakum Baş Ağrısı” denilir).</p>
<p class="style6">Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır.</p>
<p class="style6">Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler.</p>
<p class="style6">Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş vurulmalıdır.</p>
<h3 class="style7">KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?</h3>
<p class="style6">Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar.</p>
<p class="style6"><strong>Allerjisi olanlar :</strong> Bir allerji atağı soğuk algınlığı gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur.</p>
<p class="style6">İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir.)</p>
<p class="style6">Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli hassastır. Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç mekanizmasını bozarlar.</p>
<h3 class="style7">DOKTOR SİNÜSLERİM İÇİN NE YAPACAKTIR?</h3>
<p class="style6">Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu, veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı.</p>
<p class="style6">Kulak Burun Boğaz uzmanı özellikle mukozanın görünüşüne ve salgının niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi, ve boğazınızı muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin röntgen fılmi gerekli olabilir.</p>
<p class="style6">Tedavi doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir.</p>
<p class="style6">Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde uygulanan basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır.</p>
<p class="style6">Eğer bulgular allerji, migren veya sinüzite benzeyen bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır.</p>
<h3 class="style7">SİNÜSLERİM İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM?</h3>
<p class="style6">Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın. Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun.</p>
<p>Dekonjestanlar kullanılabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir.</p>
<p class="style6">Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan uyarıcıdırlar.</p>
<p class="style6">Kullanmadan önce doktorunuza baş vurun.</p>
<p class="style6">Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durun.</p>
<p class="style6">Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.</p>
<p class="style6">Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmamak).</p>
<p class="style6">Birçok reçetesiz sinüs ilacı satılmaktadır ancak uygun bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir.</p>
<p class="style6">En iyisi sizi muayene eden ve sizin şikayetlerinizi bilen doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmaktır.</p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/sinuzit/">Sinüzit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolestrol</title>
		<link>https://www.havsa1noluasm.com/kolestrol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gurcan.GUR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 08:22:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Halk Eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.havsa1noluasm.com/?p=46</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda özel görevleri olan, ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca zararları görülen bir maddedir. Sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100 gr, kanda 250 mg’dır.  Deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar. Kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir çeşit zırh görevi… <a class="continue-reading-link" href="https://www.havsa1noluasm.com/kolestrol/">Devamını Oku</a></p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/kolestrol/">Kolestrol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="style1"><span class="style1">Kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda özel görevleri olan, ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca zararları görülen bir maddedir. Sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100 gr, kanda 250 mg’dır. </span></p>
<p class="style1"> Deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar. Kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir çeşit zırh görevi yapar.</p>
<p class="style1"> Sinir dokuları içerisinde, onların dayanıklı olmasını sağlar.</p>
<p class="style1"> Çeşitli dokularda su dengesini sağlar.</p>
<p class="style1"> Hayvani yağlardaki kolesterol, kullanılmış kolesteroldür ve işe yaramadığı gibi, kanda oranı artınca damarlarda tortu yapar.</p>
<p class="style1"> Vücutta kolesterol üreten ve kolesterolü dengeleyen organların iyi çalışmaması (böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar, husyeler, tiroid bezesi, karaciğer, safra kesesi, bağırsaklar, akciğer, ciltteki ter bezesi), kolesterol problemine yol açar.</p>
<h3> NEDEN OLDUĞU RAHATSIZLIKLAR</h3>
<p>Kandaki nötr yağ oranının artması</p>
<ul>
<li class="style1">Vücutta yağ lekeleri oluşması</li>
<li class="style1">Parmaklarda, omuzda, dizlerde ve kalçada yağ urları</li>
<li class="style1">Göz kapaklarında sarı lekeler oluşması ve gece körlüğü</li>
<li class="style1">Siroz Damar sertliği</li>
</ul>
<h3> BELİRTİLERİ</h3>
<ul>
<li class="style1">Ciltte sarı lekeler</li>
<li class="style1">Göz altında siyah halkalar, gözün beyaz kısmında sarı lekecikler</li>
<li class="style1">Terin ve nefesin ağır kokması</li>
<li class="style1">Ağızda acılık hissi</li>
<li class="style1">Baş ağrısı ve başta ağırlık hissi</li>
<li class="style1">Görme zayıflığı</li>
<li class="style1">Baş dönmesi ve beyinde boşluk hissi</li>
<li class="style1">Hazımsızlık ve iştahsızlık</li>
<li class="style1">Genel yorgunluk ve ruhi bunalım</li>
<li class="style1">Uykusuzluk</li>
<li class="style1">Sol kolda ve kalp üzerinde zaman zaman ağrılar.</li>
</ul>
<p class="style1">Yemeklerde zeytinyağı, mısır, ayçiçeği, haşhaş ve aspir yağları kullanılmalıdır.</p>
<p>Sarmısak (günde 2-4 diş, çiğ olarak yenmelidir) Enginar, soğan, pırasa, havuç, kereviz, soya fasulyesi, lahana, tere, maydanoz, turp bol yenmelidir.</p>
<p class="style1">Kiraz, limon, çilek, elma, üzüm, şeftali, armut, muz gibi meyveler de yenebilir.</p>
<p class="style1">Ardıç tohumu, mısır püskülü, zeytin yaprağı ve zerdeçal düzenli olarak yenmelidir.</p>
<p><a href="https://www.havsa1noluasm.com/kolestrol/">Kolestrol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.havsa1noluasm.com">Havsa 1 Nolu Asm</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
